14 Tem 2011
21 Mar 2011
NE ZALİM KADDAFİ, NE İŞGALCİ ABD!
Yine acılar bir araya getirdi bizi. İslam dünyası yine açmazların, saldırı ve katliamların içinde boğuşup duruyor.
Tunus’tan başlayıp Mısır’da, Tahrir meydanında insanlık tarihinin en görkemli devrimlerinden birini gerçekleştiren isyan dalgası Libya’da farklı bir noktaya geldi.
17 Mar 2011
TOKAD, “VİCDAN GECESİ”NDE RACHEL’İ ve HALEPÇE’Yİ ANDI
TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği) düzenlediği “Vicdan Günü” programı ile Rachel Corrie’yi, Halepçe Katliamını, Şeyh Ahmet Yasin’i ve Irak işgalini andı.
Filistinlilerin evlerini yıkan İsrail buldozerinin ezerek katlettiği Rachel Corrie, barış eylemcisi bir Amerikalıydı. 16 Mart 2003’te katledilen Rachel anısına bugün “Dünya Vicdan Günü” olarak anılıyor.
Etiketler:
halepçe katliamı,
rachel corrie,
tokad,
vicdan gecesi,
vicdan günü
Dünya Vicdan Günü… Unutma, unutturma!
Dünya Vicdan Günü. Adını Rachel Corrie’den alan tarih.
Rachel’ı bilir misiniz?
Bilmelisiniz ki, vicdan kelimesinin anlamını bir kez daha düşünebilesiniz.
Rachel’ı hatırlamalısınız ki, adalet ve merhamet duygularını derinden hissedebilesiniz.
Rachel Corrie, 10 Nisan 1979′da ABD’nin Olympia şehrinde hayata açtığı gözlerini, 16 Mart 2003′te Gazze’de kapadı.
Ölmeden hemen önce Filistinli bir doktora ait bir evin yıkılmasına engel olmaya çalışıyordu.
Siyonist işgal güçlerine ait Caterpillar marka katil bir buldozer tarafından kasten ezilmişti.
Rachel’ın ölümüyle ilgili işgal ordusu kendi içinde açtığı soruşturma dosyasını buldozer şoförü asker ve komutanlarını aklayarak, kapattı.
Siyonist devlet yetkilileri de olayın kaza olduğunu iddia ediyor ama bu bir yalan.
Gerçeğin birçok tanığı var. Fakat İsrail işgal yönetimi, bu tanıkların mahkeme çıkmalarını da engelliyor.
Rachel’ın anne ve babası, Cindy ve Craig Corrie ise her şeye rağmen kızları için adaletin peşinde.
Üstelik onlar kızlarının davasının, Filistin’de katledilen ve haklarında dava dahi açılmayan binlerce Filistinli adına sembolik bir değer taşıdığını düşünüyorlar ki haklılar.
Etiketler:
rachel corrie,
tokad,
vicdan günü
Satılık Değil, Öğrenciyiz!-Tokat’ta Öğrenciler Dersane Sistemini Protesto Etti
Tokat’ta bir grup üniversite hazırlık öğrencisi, birlik kurarak kurs ücretlerini artıran dersaneleri protesto etti.
Cumartesi günü, Tokat Yeraltı Çarşısı üzerinde gerçekleştirilen protesto eylemine öğrenci velilerinin de destek verdiği gözlendi.
Protestocu öğrenciler adına basın açıklamasını okuyan Mehmed Emin Cücük, eşitsizliğin göstergesi olan ve kendilerinin kelle başı hesabını tutan dersane sistemini protesto etmek için toplandıklarını söyledi. Cücük, konuşmasında, dersaneler birliğinin mevcut adaletsizliği daha da derinleştirdiğini, herkesin parası kadar okuyabildiği adaletsiz düzeni derinleştirdiğini dile getirdi.
Taş Bina ve Diğerleri – Aslı Erdoğan
“Taş Bina ve Diğerleri”, Aslı Erdoğan’ın okuduğum ilk kitabı. Doğrusu yıllardır merak ettiğim bir yazar ancak okumak nasip olmamıştı.
“Taş Bina ve Diğerleri”ni okurken bir hayal kırıklığı sardı beni. Bilmiyorum beklediğim neydi ama, modernliğin parçaladığı kimliklerden varoluş sancısına kadar ama “belirsiz” kişilik ve anlatımlar yoğun. Bazı toplumsal acılara da göndermeler yapmamış değil.
Sembolizmin egemenliğine fazlaca teslim olmuş bir üslup, ama hangi sembolizmin…
Kendini zor okutan bir kitap. Esaslı bir düşünsel temelden yoksun. Sahipsiz kalmaya mahkum görünüyor.
“Taş Bina ve Diğerleri”ni okurken bir hayal kırıklığı sardı beni. Bilmiyorum beklediğim neydi ama, modernliğin parçaladığı kimliklerden varoluş sancısına kadar ama “belirsiz” kişilik ve anlatımlar yoğun. Bazı toplumsal acılara da göndermeler yapmamış değil.
Sembolizmin egemenliğine fazlaca teslim olmuş bir üslup, ama hangi sembolizmin…
Kendini zor okutan bir kitap. Esaslı bir düşünsel temelden yoksun. Sahipsiz kalmaya mahkum görünüyor.
Etiketler:
aslı erdoğan,
taş bina ve diğerleri
Sınırsız ihtiyaçlar mı dediniz? – Fişleri(ni) Çekin!
Ne ihtiyacı?
Nükleer tesislerinizi kapatın. Evinizin karanlığına, içinizin aydınlığına çekilin. Enerji ihtiyacımız falan artmıyor. Artan sadece sizin fabrikalarınızın ihtiyacı… Daha çok üretmek, daha çok satmaktan başka bir niyetiniz yok.
Fabrikanızı kapatın. Üretimi durdurun. Dünyanızın artık takati kalmadı. Ya da yaklaşan son saate hazır olun. Fişleri(ni) çekiyoruz dostlar! Kapitalist hegemonyanın dünyaya saldıran atlılarına meydanı boş bırakmayın!
Etiketler:
enerji,
nükleer,
sınırsız ihtiyaçlar
12 Mar 2011
KIZIM SENİN DERDİN NE? Tasfiye Edebiyat-Düşünce Dergisinin 29. Sayısı Çıktı!
Tasfiye Dergisinin Mart-2011 tarihli 29. sayısında da yeni isimler var. Mehmet Sait Çakar “Mankürt” isimli şiiriyle ilk kez yer alıyor Tasfiye’de. İnkâr ve asimilasyonu şiir diliyle çarpıcı bir şekilde sunuyor Çakar. Mehmet Garip Tanyıldızı da “Müzdelife” şiiriyle selamlıyor Tasfiye okuyucularını. Sayının diğer şairleri “Pinçik” şiiriyle Şehmuz Kurt, “Karanlık Sağanağı” şiiriyle Mahmut Yavuz, “Hicrettir” şiiriyle Mehmet Ali Başaran ve “Türkiye İşsiz Marşı” şiiriyle Özkan Şahin. Şahin’in şiirinden bir bölüm alalım: “Çakmağını ver/ Daha daha çek, doldur ciğerlerini dumanla/ Bugün avunalım,/ Yarına Allah kerim/ Kaldıralım sınırları/ Kaldırımlarda biz/ Kahvelerde biziz, biziz boşluğu avutan/ Dil farkı bilmeyiz/ Din farkı bilmeyiz,/ Hayattır anamızı ağlatan”
Etiketler:
tasfiye dergisi 30
1 Mar 2011
28 Şubat Soğuğunda Edebiyat konuşuldu
Özgür Yazarlar Birliği, 28 Şubat darbe sürecinin 14. yıldönümünde farklı bir etkinliğe imza atarak 28 Şubat’ın şiir, hikâye, roman ve yayıncılık üzerindeki etkilerini tartıştı. Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Enes Malikoğlu’nun oturum başkanlığını yaptığı panelde şair Cevat Akkanat şiiri, Tasfiye Dergisi yazarlarından Beytullah Emrah Önce hikâyeyi, Süleyman Ceran romanı ve Kadrican Mendi yayıncılığı 28 Şubat darbe süreci bağlamında anlattı.
28 Şub 2011
26 Şub 2011
2010 ŞİİR BİLANÇOSU YA DA TASFİYE'NİN GÜNÜMÜZ ŞİİRİNDEKİ YERİ HAKKINDADIR

Yılın ilk ayları... Yıllıklar daha piyasaya çıkmadan kavgası meydanlara daha şimdiden düştü. Bu yazımı da yıllıklar piyasaya çıkmadan yazmak istedim ki yazdıklarım bir yer kapma kavgası anlamına gelmesin.
Dergimizin 28. sayısına ulaştık bir şekilde. Tüm maddi ve manevi engelleri aşarak bir çığ topu gibi sayılar geçtikçe hem okuyucu hem nitelik hem de yazar kadrosu olarak büyüdük.
Lise yıllarında, edebiyatla ilgilenirken, kitap okuyup yazı yazmaktan derslerimi bile aksattığım yıllarda hiç edebiyat ortamlarına karışmadım. Tüm dergileri kitapları su gibi yalayıp yuttuğum yıllardı. Yazının hem teorisine hem de pratiğine kafa yoruyordum. O zamanlar bulaşmadım bu işlere; Tasfiye gibi bir dergi yoktu çünkü piyasada. Havanda su dövmekle meşgul edebiyat ortamımız 28 Şubat'ın da soğuk etkisiyle iyice kimliğini kaybetmiş resmen bir boşluğa düşmüştü. Uzun üniversite yaşantımın son günlerinde tesadüfen rastladım Tasfiye'ye ilk; önce fellik fellik İstanbul'un en bilinen kitapçılarında dergiyi aradım yoktu. Sonra bir ürün gönderdim yayınlandı: İşte o'saat benim için dönüm noktasıydı. O güne kadar biriktirdiğim her şeyi Tasfiye'ye harcadım. O zamana kadar sadece kendimi test etmek için çok bilinen bir derginin editörü olan çok meşhur baba şairlerinden birine bir şiirimi göndermiş hemen tanışalım demişti ben de bu çağrıya cevap vermemiştim. Benim tanıştığım yıllarda var olan Tasfiye'nin acemi ve yerel tavrı Ahmet (Örs) abi'nin ve kadromuza katılan yetenekli arkadaşların katkılarıyla bir seviyeye kadar geldi. Dağıtım ağı genişledi, okuyucu sayımız arttı, ekonomik sorunlar yaşasak da edebiyatla ilgilenen herkes okumasa bile en azından adımızı duydu.
Etiketler:
tasfiye
23 Şub 2011
21 Şub 2011
Ben özgürlüğe inanan bir dine inanıyorum
Bugün "Özgürlüğe inanan bir adam özgürlüğünü elde etmek veya onu muhafaza etmek için güneşin altında herşeyi yapacaktır." demiş ve sözünü yerine getirmiş Malcolm X'in şehadetinin 46. yıl dönümü.
Malcolm X, Özgürlük olmadan huzura kavuşamayacağımıza inanıyordu ama adaleti, eşitliği ya da özgürlüğü kimsenin bize bahşetmeyeceğini ve bunun için de onu almak için mücadele etmemiz gerektiğini de biliyordu.
Hayatı bu bilinci eyleme dönüştürmekle geçti ve şahitliğini şehadetle taçlandırdı. Allah rahmet ve merhamet ede...
Malcolm X, Özgürlük olmadan huzura kavuşamayacağımıza inanıyordu ama adaleti, eşitliği ya da özgürlüğü kimsenin bize bahşetmeyeceğini ve bunun için de onu almak için mücadele etmemiz gerektiğini de biliyordu.
Hayatı bu bilinci eyleme dönüştürmekle geçti ve şahitliğini şehadetle taçlandırdı. Allah rahmet ve merhamet ede...










